Kitap Tanıtımı: YUSUF HALAÇOĞLU – ERMENİ TEHCİRİ



Tehcir, kelime anlamı olarak göçe zorlama, göç etmesine yol açma manalarına gelmektedir. Bizler ise tehcir kelimesine en çok Ermeni soy kırımı iddialarında denk geliyoruz. Bu yüzden de ciddi anlamda bu kelimelerden rahatsızlık duyuyoruz. Ancak bu konuda iddiada bulunanlar, Ermenilerin toplu bir katliama tabi tutulduğunu açıkça belirten bir kaynağa sahip değiller. Özellikle o dönemdeki hükümetin böyle bir emir vermiş olduğunu somut belgelerle ortaya koyamadıklarından Fransa, İngiltere ve Rusya tehcir kararıyla Osmanlı Devleti’ni paylaşma politikalarının önüne set çekilmiş olduğunu fark ederek bir suçlama tavrı takınmaktadırlar. Oysa adı geçen devletlerin politika raporlarında Osmanlı Devleti ile ilgili belgeleri görmek mümkündür. Fakat bu araştırmaları yapmak için bu devletlerin cesaretleri yoktur. Çünkü hepsi gerçeğin farkındadır.

Yüzlerce yıl Osmanlı Devleti ülkesinde huzur içinde yaşayan Ermeniler aradan geçen onca zaman sonra kendilerini neden bizim düşmanımız olarak görmektedirler hiç düşündünüz mü? Olayları objektif bir açıdan inceleyen tarih araştırmacıları soykırım yaşanıp yaşanmadığını kolaylıkla anlayabilirler. Soykırım iddialarının ispatı için sadece tehcir kanunu ile başka ülkelere gönderilen Ermenilerin nüfus kayıtlarının araştırılması ve ne kadarının öldürülüp ne kadarının sağ kaldığının ortaya konulması yeterli olacaktır. Öldürüldüğü iddia edilen Ermenilerin mezarlarının nerede olduğu, soykırım iddialarını ortaya atanların Türklerin bu katliamları yaptığını ispatlaması için toplu mezarları göstermeleri gerekmektedir. Yusuf Halaçoğlu “Ermeni Tehciri” isimli Babıali Kültür Yayıncılığı tarafından yayımlanan kitabında Ermeni meselesi hakkındaki iddialara belgelerle cevaplar vermektedir. Tehcir kararının nasıl alınıp, uygulandığını orijinal tarihî belgelerle derleyip bizlere sunmaktadır. Yazar ideolojik herhangi bir düşünceden uzak durarak, tamamen ilmi kıstasları temel alarak Ermeni tehciri konusunu incelemiştir.

Tarihi olaylar önyargıya kapılmadan, objektif olarak değerlendirilmeli ve haksız suçlamalardan, yargılamalardan uzak durulmalıdır. Çünkü tarih acımasızdır ve gün gelip aynı şekilde yargılayanları da yargılayabilecek konuma sürükleyebilir. Kaldı ki, bir toplum için en ağır suçlamalardan biri de soykırım iddialarıdır. Böyle bir suçun kabul edilmesi gelecek Türk neslinin evlatlarına haksızlık yapıldığının en açık göstergesidir. I. Dünya Savaşı’nın devam ettiği ve Türklerin ölüm kalım mücadelesi verdikleri bir zamanda Ermenilerin Ruslara yardım için büyük hazırlıklar yaptıkları unutulmamalıdır. Osmanlı Devleti de tedbir amaçlı, savaş müddetince Ermenilere mecburi iskân politikası uygulamıştır. Bu politikayı da en az kayıplarla yapabilmek adına elinden gelen gayreti göstermiştir.  Bu durumda bir devletin ne yapacağı soykırım iddiasında bulunanlara sorulabilecek en güzel sorudur. Siz olsaydınız ne yapardınız?


İyi okumalar.