20 Eylül 2016 Salı

Kitap Tanıtımı: NURULLAH ÇETİN – TÜRK’E ORYANTALİST KUŞATMA



Oryantalizm dendiğinde hepimizin aklında farklı anlamlar geliyor. Sürekli söylenen bu kelimenin anlamını tam olarak bilmediğimiz gibi, bizlerde ne tarz etkiler bıraktığının da farkında değiliz. Nurullah Çetin’in Berikan Yayınevi tarafından yayımlanan “Türk’e Oryantalist Kuşatma” isimli kitabı bizlere oryantalizm kavramının ne olduğunu ve toplum üzerinde ne tarz etkiler bıraktığını anlatmaktadır. Yazar, kitapta oryantalizmi; genel anlamda Batı emperyalizminin işini kolaylaştırmak için yapılan bilimsel, kültürel, sanatsal ve siyasi çalışmaların genel adı (Çetin, Otyantalizmle Mnakurtlaştırılmaya Karşı Millî Direniş, 2014) olarak tanımlamaktadır. Ayrıca Türk dostu olarak bilinen Pier Loti’nin hangi anlamda Türksever bir adam olduğundan bahseden yazar, Pier Loti’nin bir ajan olduğunu (Çetin, Tipik Bir Oryantalist Olan Pier Loti'nin Gerçek Kimliği, 2014) kitabın ilerleyen bölümlerinde tartışmaya açmaktadır. Pier Loti’nin küstah, sömürgeci bir ruh halinin temsilcisi olduğunu söyleyen yazar, şahsın Türk kadınını köle olarak gören zihniyetinin de altını çizmektedir.

Yazar birçoğumuzun evinde bulunan ve çocuklarına okutmuş olduğu Daniel Defoe’nun Robinson Crusoe isimli romanının da oryantalizmin kılavuzu bir roman olduğunu vurgulayarak, bizleri uyarmaktadır.  Romandaki Robinson isimli ana karakterin Avrupa Birliği ve Amerika'yı, esir alarak köleleştirdiği Cuma’nın ise bütün doğuluları, Müslümanları temsil ettiğinden bahsetmektedir. Ayrıca yazarımız, bu eserinde Mrs. Max Müller’in İstanbul Mektupları adlı kitabını da incelemektedir. Bizleri tarihimiz ve kendimizle yüzleştirerek, oryantalist sinema anlayışıyla Türklüğe nasıl saldırıldığının da altını çizmektedir.

Kitapta mezhep çatışmaları oryantalist bir proje olarak ifade edilmektedir. Yazar öne sürdüğü bu düşüncesiyle alakalı olarak Tarih Gazetesi’ne;

“Oryantalizm, ta Haçlı saldırılarından beri Batının kendisini merkeze alarak Doğu dünyasını öznel bir tanımlamaya tabi tutması ve emperyalist amaçları doğrultusunda biçimlendirme çalışmalarının genel adıdır. Dinî, siyasi, kültürel, ekonomik ve askerî olmak üzere birçok oryantalist çalışma alanı vardır. Bunlardan biri de, İslam içi farklı mezhepleri tahrik ederek, birbirine karşı kışkırtarak, bunları ayrı birer cephe halinde konumlandırarak çatıştırma çalışmalarıdır. Böylelikle kendi varlığına tehdit olarak gördüğü dünya İslam birliğini toplumsal, kültürel, dinî, coğrafî ve siyasî anlamda bölüp parçalayarak Müslüman gücünü yok etme çalışmaları çok eskiden beri devam etmektedir (Çetin, Prof. Dr. Nurullah Çetin’le "Türk’e Oryantalist Kuşatma" Adlı Kitabı Üzerine Bir Söyleşi, 2014).”

açıklamasını yapmaktadır.

Yazar büyük bir incelik göstererek kitabı kendisiyle aynı hassasiyet evrenini paylaştığı 163 öğrencisine ve dostlarına ithaf etmiştir. Aynı hassasiyeti de bu ülkenin aydınları göstermeli ve “Türk'e Oryantalist Kuşatma”yı edinmelidir.

İyi okumalar.



Kaynak

Çetin, N. (2014). Oryantalizmle Mankurtlaştırılmaya Karşı Millî Direniş. Ankara: Berikan Yayınevi.
Çetin, N. (2014, Eylül 15). Prof. Dr. Nurullah Çetin’le "Türk’e Oryantalist Kuşatma" Adlı Kitabı Üzerine Bir Söyleşi. (Z. SARITEPE, Röportaj Yapan)

Çetin, N. (2014). Tipik Bir Oryantalist Olan Pier Loti'nin Gerçek Kimliği. Türk'e Oryantalist Kuşatma (s. 94-95). içinde

15 Eylül 2016 Perşembe

Kitap Tanıtımı: ALİ TAYYAR ÖNDER - TÜRKİYE’NİN ETNİK YAPISI



Tarih yazmak, tarih yapmak kadar ehemmiyetlidir. Eğer yazan, yapana sadık kalmazsa, değişen hakikat şüpheli bir şekil alır ki, beşeriyetin yolunu değiştirir. Biz daima hakikati arayan ve onu buldukça söylemeye cesaret gösteren insanlar olmalıyız.

M. Kemal ATATÜRK

Batı'nın kendine tehdit olarak gördüğü meseleler üçüncü dünya ülkelerine dayatılmaya çalışılarak "zenginlik" yalanlarıyla etnik bölünmelere zemin hazırlanmaktadır. Bu yüzden bu ülkelerde yazılı ve görsel medyada etniklik konusu özel olarak işlenmektedir. Her türlü yayın organı ve sosyal medya toplumların bilinçaltına hitap eden incelikteki yayınlarla etnik ayrımcılığı körüklemekte ve insanların alt yapısını bu ayrımcılığa hazırlamaktadır. Etnik grupların yanı sıra son zamanlarda dini gruplar da azınlık halinde gösterilmektedir. Bu oyunların arkasında çok uluslu küresel sermayeler bulunmaktadır. Bu küresel sermayeler, dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda yönetmeyi arzulamaktadırlar. Bu dev güçler hedeflerine ulaşabilmek için ulus devletleri etnik temellerinden bölmek istemekte, böylece direnci azaltmaya çalışarak, ulusal sınırları göstermelik kılıp küresel sermayenin önünü açmayı hedeflemektedir. Bunları kendine strateji olarak benimseyenler, sahip olduğu kaynaklarla ve Orta Doğu ile Avrasya coğrafyasındaki stratejik konumu itibariyle tüm dünyanın dikkatini çeken Türkiye'yi hedef almıştır. Ayrıca bulunduğu konum itibariyle Türkiye'nin Asya Türk Cumhuriyetleri lideri olarak düşünülmesi de küresel sermaye için ayrı bir tehdit oluşturmaktadır.

Bir araştırma ve inceleme ürünü olarak ortaya çıkan Ali Tayyar Önder’in “Türkiye'nin Etnik Yapısı” isimli eseri Kripto Yayınevi tarafından yayımlanmıştır. Kitap; Etniklik, Üst Kimlik, Etnik Mozaik, Çokkültürcülük, Anadolu ve Türklük, Kaşgarlı Mahmud, Ön Türkler, Aleviler, Türklük ve Kürtler, Kürtler, Zazalar, Araplar, Çerkezler, Lazlar, Gürcüler, Balkan Kökenliler, Nusayriler, Yenidünya Düzeninin Hedefleri ve Türkiye başlıklarından oluşmaktadır. Kitabın içeriğinde yer alan belgeler yazarın ne kadar geniş araştırmalar yaptığının da bir göstergesidir. Ülkemizin sorunlarının birkaç yıllık değil, geçmişe dayanan sorunlar olduğunun dikkatini çeken yazar, 1950’li yıllarda etnik mozaiklik durumunun bilinçli olarak kabullenilmesinin ardından ülkemizin önüne hemen Türk-Kürt meselesinin dayatılmasına dikkat çekmektedir. Batıya diş geçiremeyeceğini anlayan hükümetlerin ise iktidarda kalma arzusu yüzünden taviz vermeyi tercih etmelerini eleştirmektedir.

Ülkemizin gündemini değerlendirmek, daha farklı açılardan olaylara bakmak adına Ali Tayyar Önder’in “Türkiye’nin Etnik Yapısı” isimli eserini okumak sizlere önemli bir katkı sağlayacaktır.

İyi okumalar.

Kitap hakkında bilgilerin bulunduğu, Milli Kanal tarafından yayınlanan 70. Bilgi Şöleni'ne aşağıdaki videodan ulaşabilirsiniz.




6 Eylül 2016 Salı

Kitap Tanıtımı: NEVZAT KÖSOĞLU – TÜRK KİMLİĞİ VE TÜRK DÜNYASI



Fikirlerin ve ideolojilerin gücünü içeriğinde aramaktan ziyade insanların o fikre olan inancında aramak gerekmektedir. Ne kadar çok inanırsanız, başarmak için o kadar çok çabalarsınız. Unutmayalım ki, insanlar inanmışlıkları ölçüsünde değerlidir.

Nevzat Kösoğlu’nun kültür ve medeniyete bakışındaki temel düşünce, diğer düşünürlerden farklı olarak “iman” kavramı temellidir. Kösoğlu’na göre toplumların gizli gücü “inançları”dır. İnancı zayıflayan toplumların belirli ölçüleri olmadığı için kültürel bütünlüğünü ve üslubunu kaybedeceğini düşünür. Bu durumu da, imanı zayıf yani gerilimi düşük olan toplumların düşünce ve ölçü zenginliklerinin meyveye durmadan dökülen çiçekler gibi olduğunu söyler. Oysa tarihi göçler ve tercüme çalışmaları hayata anlam katan kültür idrakini genişleten en önemli etkenlerdir. İmanın dayanıklı olduğu dönemlerde bu etkenler, kültürün problem alanlarını genişleterek idrakin sürekli yenilenmesine ve imanın parlamasına zemin hazırlarken, imanın zayıf dönemlerde ise kültür bu yeni gelişmelerin yorumunu ve değerlendirmesini kendi ölçüleri ile yapamayacağından kimlik kayıplarına kadar giden bir süreç izlenecektir.

Fikirlerin ve ideolojilerin gücünü içeriklerinde değil, o davaya inananların imanlarında yani inanmışlıklarında aramak gereklidir. O yüzden de kültürler bazında incelemeler yapılmalı ve insanın çözümlenmesi kültürün çözümlenmesinden ayrı tutulmamalıdır. Türk kimliği ve Türk dünyasına ait farklı fikirlere, kültür ve kimlik üzerine yazılmış makalelere Ötüken Neşriyat tarafından yayımlanmış Nevzat Kösoğlu’nun “Türk Kimliği ve Türk Dünyası” isimli eserinde bulabilirsiniz. Kitap, rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’a yazılmış bir mektup ile başlıyor. Türk milletinin mozaik olduğunun vurgulanmasından rahatsızlık duyan yazar mektubunda, Türklüğü ırki kavramdan ziyade kültürel birer mozaik olmasına bağlamış ve yapılan söylemlerin ayrımcılık yaratacağına dikkat çekmiştir. Bir toplumun milletleşmesi ve birliğinin sağlanması, milli kültürünün bütünleşmesine bağlı olarak gerçekleşeceğini vurgulayan yazar, kültürün bütünleşebildiği, hayatın milli bir üsluba kavuşabildiği ölçüde birliğimizin de daim olacağını belirtmiştir.

İyi okumalar.